Kategori: Genel

Vasiyatname Nedir?

Vasiyet edenin ölüme bağlı bir tasarruf ile, ölümünden sonra gerçekleşmesini istediği arzu ve istekleri bildirdiği belgeye vasiyetname denir. Hayatta olmayan kimsenin arzu ve isteklerini bildirmek için düzenlenen bu belgenin kanunda yer alan şartları taşıması gerekmektedir. Vasiyetname düzenleyen kişi ayırt etme gücüne sahip olmalı ve on beş yaşını doldurmuş olmalıdır. Yine vasiyetname kişinin özgür iradesinin bir ürünü olmalıdır. Yani baskı altında veya zorla bir vasiyetname düzenlenmemelidir. Vasiyetnamenin bu şartlara aykırı bir şekilde düzenlenmiş olması halinde vasiyetnamenin iptali davası gündeme gelecektir. Vasiyetnamenin iptali davasını menfaati olan mirasçılar ve vasiyet alacaklıları açabilirler.

Hukukumuzda, kişinin ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi halinde mal varlığının kimlere hangi şartlarda ve nasıl intikal edeceği düzenlenmiştir. Ancak miras bırakan, mal varlığını yasada belirtilen şekilde paylaştırılmasını istemeyebilir. Bunun için genellikle vasiyetname düzenleme yoluna başvurulur. Buna karşılık düzenlenen vasiyetnamelerde çoğu zaman diğer mirasçıların haklarını ihlal etmektedir. Bu durum karşısında hakkı ihlal edilen mirasçı, tenkis davası açarak kanunda belirtilen saklı paylarını talep edebilirler. İptal koşullarının varlığı durumunda mirasçılar, menfaatlerine aykırı olan vasiyetnamenin iptali için dava yoluna başvurabilmektedir.

“Dava, fiil ehliyeti olmayan murisin baskı ve zorlama altında şeklen eksik olarak düzenlediği vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkisi istemine ilişkindir.

TMK. nun 557. maddesinde vasiyetnamenin iptali sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır.

Bunlar; 1-Ehliyetsizlik, 2-Vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması, 3-Tasarrufun içeriğinin bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlaka aykırı olması, 4-Tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması halleridir.

TMK’nun 557. maddesinde sayılan sebeplerin bulunması halinde vasiyetnamenin iptali gerekir. Bu sebepler dışında kalan durumlara dayanılarak ölüme bağlı tasarrufun iptali istenilemez.

 

Muris vasiyetnameye konu taşınmazı 27.04.2009 tarihinde davalıya satmış, daha sonra da 10.08.2011 tarihinde bu taşınmazı davalıya vasiyet etmiştir, murisin ölümünden sonra … 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/5 esas, 2015/177 karar sayılı ilamı ile de 27.04.2009 tarihli satış işleminin muvazaalı olduğu kabul edilerek vasiyetnameye konu taşınmazın tapusunun iptaline karar verilmiş, karar 08.06.2015 tarihinde kesinleşmiştir.

 

Mahkemece; vasiyetin hukuken ayakta olup olmadığı, uygulanabilirliği bulunup bulunmadığı yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmış, dava dilekçesinde dayanılan iptal sebepleri bakımından vasiyetnamenin iptaline ilişkin bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.

 

Hal böyle olunca, mahkemece; dosya kapsamında toplanan deliller ve özellikle vasiyetnameye konu taşınmazın vasiyetname tarihinde murisin terekesinde olduğu dikkate alınarak, vasiyetnamenin iptaline ilişkin sebepler yönünden değerlendirme yapılarak uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.”  (Yargıtay 3.HD 2016/19627 E. 2018/7320 K.)

Vasiyetnamenin İptal Sebepleri

1.1. Vasiyetnamenin iptali sebepleri 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu ( “TMK”) madde 557’de gösterilen sınırlı sebeplerin varlığı halinde iptal kararı verilebilir.

1.2. Ehliyetsizlik Nedeniyle Vasiyetnamenin İptali

TMK m.557/1’de “Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa” denilmek suretiyle vasiyetnamenini iptali için mirasbırakanın vasiyetname düzenlerken ayırt etme gücüne sahip olması gerektiğine vurgu yapılmıştır. Yani mirasbırakan vasiyetname düzenlenirken ne yaptığının fakında olarak tasarrufta bulunmalıdır. Örneğin, kişinin vasiyetname düzenlerken, uyuşturucu madde etkisi altında olması, hastalığı sebebiyle kriz geçirmesi, narkoz etkisinde olması, yaşlılığı sebebiyle ayırt etme gücünü etkileyecek bir hastalığını varlığı gibi durumlarda olması halinde mirasçılar vasiyetnamenin iptalini talep edebilirler.

Vasiyetname yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak gerekir. Ehliyetsiz kişilerin yaptığı vasiyetnameler kendiliğinden batıl olmaz. Somut olayda; vasiyetname düzenlendiği tarihte akıl ve ruh sağlığının yerinde olmadığı ileri sürüldüğüne göre, vasiyetname tarihinde murisin tasarruf ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda delillerin toplanarak, ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, tıbbi belge, film grafilerinin getirtilerek Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp, davacıların iddiaları değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

(Yargıtay 3.HD 2016/5381 E. 2017/15660 K.)

1.3. İrade Sakatlıkları Sebebiyle Vasiyetnamenin İptali

TMK m.557/2 “Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa” hükmünü içermektedir. Buna göre mirasbırakan vasiyetnameyi kendi hür iradesi ile düzenlemelidir. İradesini etkileyecek herhangi bir durumun varlığı halinde vasiyetnamenin iptali talep edilebilir. Bu durumlara, Vasiyet düzenlenirken kişinin başına silah dayanması, vasiyet edilen kişinin aslında başka biri olması (mesela vasiyetnameye en küçük oğlu/kızı yerine ortanca oğlu/kızının adını yazması), mirasbırakanın bakıma muhtaç olması ve mirasçıların mirasbırakana bakmayacaklarını bildirmesi, Vasiyet bırakılan kişinin ölene kadar vasiyet edeceğine bakacağını belirtmesi üzerine vasiyet etmesi ancak o kişinin ölünceye kadar bakmaması örnekleri verilebilir.

Vasiyetnamenin korkutma, zorlama sonucu yapılması sebebine de dayanılarak iptali istenilmiştir (TMK. md. 557/…). Ayrıca, vasiyetnamenin esasa ilişkin iptal sebeplerinden olan mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufu korkutma etkisi altında yaptığı hususu gerçekleşmişse ölüme bağlı tasarrufun iptaline karar verilmelidir. İkrah (korkutma) kişinin irade serbestisini ihlal suretiyle onu gerçek isteğine uymayan bir beyanda bulunmak zorunluluğunda bırakan, hukukun caiz görmediği davranışlardır. İkrah maddi ve manevi olmak üzere iki türlüdür. Bir kimseye o akdi yapmasını temin için maddi tazyik yapılmışsa, örneğin eli tutularak zorla sözleşmenin altı imzalatılmışsa bu halde maddi ikrah hali varsayılır. Öte yandan bir kimsede korku yaratarak ona istenilen işlemi yaptırmayı amaçlayan tehdide de manevi ikrah denilir. Her iki ikrah türünde de ikrahın ciddi olması, ikrahın ağır bir tehlike teşkil etmesi, tehdidin yaratacağı tehlikenin derhal gerçekleşecek nitelikte olması, tehdidin bizzat akdin tarafına veya yakınlarına yapılması ve yapılan tehdidin haksız ve hukuka aykırı olması, tehdidin şahsa, namusa, cana, mala veya hürriyete yönelmiş bulunması ve nihayet tehdit ile yapılan işlem arasında illiyet bağı bulunması koşulu aranır. Olayımızda; ikrah olarak öne sürülen, husus, tanıkların beyanlarına göre murisin hasta olup, hastalığının son zamanlarında davalıların lehlerine vasiyetname düzenlemesi için baskı yaptıkları, vasiyetname düzenlemeye yanaşmadığı takdirde kendisine bakmayacakları yönünde korkutup, murise zorlama ile eşi ve diğer davalı lehine vasiyetname düzenlettirdikleri olgusudur. Muris Mahmure’nin, vasiyetnamenin yapıldığı tarihte tasarruf ehliyetinin bulunduğu Adli Tıp Kurumu raporundan anlaşılmış ise de; vasiyetnamenin murise manevi ikrah altında yaptırıldığı dosya kapsamı ile sabit olduğundan davacıların davasının kabulü gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”   (Yargıtay 3. HD 2012/22612 E. 2013/10 K.)

1.4.  Vasiyetnamenin Hukuka ya da Ahlaka Aykırı Olması Nedeniyle İptali

Vasiyetnamenin içeriğinin, koyulan şartlar ve yüklemeler hukuka veya ahlaka aykırı ise vasiyetnamenin iptali talep edilebilir. Vasiyetnamede kişinin vasiyet edenin düşmanını öldürür ise kendisine mal bırakacağına yönelik bir şart konulmuşsa veya eşine öldükten sonra bir daha evlenmemesi şartına bağlı olarak mal bırakacağını vasiyet etmesi örnekleri verilebilir.

1.5. Vasiyetnamenin Şekil Noksanlığı Sebebiyle İptali

Kanunda vasiyetnamenin düzenlenirken bazı şekil şartlarına uygun olması aranmaktadır. Hukukumuzda vasiyetname üç şekilde düzenlenebilir bunlar resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve sözlü vasiyetnamedir. Düzenlenen vasiyetname gerekli şekil şartlarını taşımıyor ise iptal davasına konu edilebilir. Ancak iptal davası açılmadıkça şekil şartına aykırı vasiyetnameler de hüküm ifade ederler .

“vasiyetname, kanunun gösterdiği şekil şartlarına aykırı düzenlense bile, iptal edilmedikçe hüküm ifade eder. Dava konusu vasiyetnameler, Sulh Hukuk Mahkemesince açılıp okunmuş süresi içinde bir itiraza uğramamış ve süresi içinde iptal davası da açılmamıştır. Vasiyetname, iptal edilinceye kadar geçerli belgelerdendir. Miras bırakanın düzenlediği vasiyetname, dava açılıp iptal edilmedikçe, hakim, tenfiz davasında kendiliğinden vasiyeti geçersiz sayamaz.”

(Yargıtay 3. HD 2013/5840 E. 2013/9857 K.)

1.5.1. Resmi Vasiyetname

TMK. m. 532 “Resmî vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmî memur tarafından düzenlenir. Resmî memur, sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli olabilir.”  hükmünü içermektedir. Bu hükme göre vasiyetname düzenlemek isteyen kişi resmi memur önünde,  iki tanığın katılmasıyla istek ve arzularını beyan eder. Tanıklar da buna karşılık vasiyetnamenin önlerinde yapıldığını ve vasiyet edenin vasiyetname düzenlemeye ehil gördüklerini belirtir.

1.5.2. El yazılı vasiyetname

El yazılı vasiyetname TMK m. 538 şu şekilde düzenlenmiştir “El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur. El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir.” Bu hükme göre el yazılı vasiyetname baştan son vasiyet edenin el yazısıyla yazılmalı, yazıldığı gün ay ve yıl gösterilerek imzalanmalıdır.

1.5.3. Sözlü Vasiyetname

Sözlü vasiyetname olağanüstü durumlarda ve istisnai hallerde yapılabilir. Bu husus TMK m. 539’da şu şekilde ” Mirasbırakan; yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden resmî veya el yazılı vasiyetname yapamıyorsa, sözlü vasiyet yoluna başvurabilir. Bunun için mirasbırakan, son arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler. Resmî vasiyetname düzenlenmesinde okur yazar olma koşulu dışında, tanıklara ilişkin yasaklar, sözlü vasiyetteki tanıklar için de geçerlidir.” düzenlenmiştir. Yani olağanüstü bir durumda olan vasiyet eden iki tanığa istek ve arzularını bildirir. Bu iki tanık, vasiyet edenin istek ve arzularına uygun bir şekilde yazıya geçirmekle ve yıl, ay ve gün belirterek imzalayarak diğer tanığa da imzalatmakla yükümlüdür.

  1. Vasiyetnamenin İptali Davası

Yukarıda belirtilen sebeplerin var olması durumunda vasiyetname kendiliğinden hükümsüz kılınmaz.  Vasiyetnamenin iptali için bir dava açılması gereklidir. Vasiyetnameni iptali davası, vasiyetname ile lehine vasiyet yapılanlara karşı açılır. Vasiyetnamenin iptali kararı verilmesi durumunda, iptal sadece vasiyetnamenin iptalini talep edenler için geçerli olacak, yani dava açan kişiler bu durumdan faydalanacaktır. Dava açmayan menfaat sahipleri iptal kararından yararlanamayacaktır. Örneğin mirasbırakan düzenlediği vasiyetname ile üçüncü bir kişiye son model spor arabasını vasiyet etmiştir. Buna karşılık mirasbırakanın üç çocuğundan biri vasiyetnamenin iptali davası açar ve iptal kararı alırsa üçüncü kişi arabanın kendisine devredilmesini dava açan çocuktan isteyemeyecektir. Ancak dava açmayan diğer iki çocuğa karşı arabanın kendisine devredilmesini talep hakkına sahip olacaktır. Dolayısıyla düzenlenen vasiyetname hiçbir mirasçı için hüküm ifade etmesin isteniyorsa, bütün mirasçıların tek tek veya birlikte iptal davası açması gerekmektedir.

  1. Vasiyetname İptali İsteyebilecek Kişiler

TMK m. 558. Maddesinde “İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir.” hükmü mevcuttur. Buna göre vasiyetnamenin iptali davasını açabilecek kişiler, vasiyetnamenin iptal edilmesinde menfaati olanlar ve vasiyet alacaklılarıdır. Vasiyetnamenin iptali bütün mirasçılar tarafından değil yalnızca vasiyetnamenin iptal edilmesinden menfaati bulunan mirasçılar tarafından istenilecektir.  Örneğin çocuğu ve eşi olmayan mirasbırakan bir vasiyetname düzenleyerek mallarının çoğunu bir arkadaşına vasiyet etmişse  anne ve babası iptal davası açabilecektir. Buna karşılık mirasbırakanın kardeşleri tarafından iptal davası açılamayacaktır. Çünkü kanunda yer alan düzenleme uyarınca anne baba hayatta olduğu sürece kural olarak mirastan pay alamazlar. Bu sebeple iptal kararı verilmesinde menfaati olmadıkları için dava açmalarının önüne geçilmiştir.

Vasiyet alacaklıları tarafından da iptal davası açılabilir. Bu hale şu durum örnek verilebilir; Vasiyet eden belirli bir malı önce A kişisine vasiyet etmiştir. Daha sonra düzenlediği başka bir vasiyetname ile aynı malı B kişisine vasiyet etmesi durumunda, A kişisi vasiyetnamenin iptali davası ile ikinci vasiyetnamenin iptalini talep edebilecektir.

“ölüme bağlı tasarrufun iptali davasını, mirasçıların birlikte açma zorunluluğu bulunmamaktadır (TMK.yeni md.558,eski 449). Diğer bir ifade ile her bir mirasçı kendi yönünden ve tek başına vasiyetnamenin iptalini isteyebilir. Bu durumda iptal davasını açmayan mirasçılar yönünden, vasiyetname geçerliliğini korur. Nitekim, 07.12.1955 Tarih,1955/16 Esas,1955/25 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da bu husus  vurgulanmıştır. Şu hale göre, bir ölüme bağlı tasarrufun iptali sebebi doğduğunda, ancak davaya taraf olanlar yönünden hukuki netice doğuracak; davada taraf olmayan mirasçılar yönünden vasiyetname geçerli olmaya devam edecektir. ”

(Yargıtay HGK 2010/392 E. 2010/417 K.)

  1. Vasiyetname İptali Davasında Süre

Vasiyetnamenin iptali davası için hukukumuzda bazı sürelere riayet edilmesi aranmıştı. Bu süreler TMK m. 559 “İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük, def”i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.” şeklinde belirtilmiştir. Bu süreler hak düşürücü süreler olup zamanaşımından farklı olarak mahkemece resen gözetilen sürelerdir. Bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı, ölüme bağlı tasarrufun ( yani vasiyetnamenin) ve iptal sebebinin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ancak sürenin işlemesi için mirasbırakanın ölümünün ve ilgili kişinin hak sahibi olduğunu da öğrenmesi gerekir. Hak sahibi bu durumları öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde iptal davası açmalıdır. Vasiyetnamenin iptali davası için vasiyet edenin ölmesi gereklidir. Diğer bir anlatımla vasiyet eden hayatta olduğu sürece iptal davası açılamaz.

İptal davasının bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekmesine rağmen her halükarda vasiyetnamenin açıldığı andan başlamak itibariyle on yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmalıdır. On yıllık süre davanın açılması için öngörülen azami süredir. Yani yukarıda belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlaması için gerekli durumlar on yıl içinde gerçekleşmediği durumda iptal davası açılamayacaktır. Ancak burada şu hususa dikkat edilmelidir; on yıllık hak düşürücü süre iyi niyetli vasiyet alacaklısına karşı geçerlidir. Yani vasiyetname ile lehine vasiyet edilen kişi iptal sebebini bilmiyor ve gerekli araştırmayı yapsa bile öğrenmesi kendisinden beklenmeyen kişiye karşı on yıl içinde dava açmaz ise bir daha talep edemeyecektir. Lehine vasiyet edilen kişinin kötüniyetli olması yani iptal sebebini bilmesi veya gerekli araştırmayı yapsa bu durumun varlığını öğrenebileceği anlaşılıyor ise bu kişiye karşı yirmi yıllık hak düşürücü süre içerisinde iptal davası açabilir. Örneğin vasiyetname düzenlenirken vasiyet edenin kafasına silah dayayıp lehine mal bırakması için zorlanan kişi kötüniyetlidir. Bu durumda bu kişiye karşı dava açma süresi yirmi yıldır.

” bir yıllık hak düşürücü süre, vasiyetnamenin iptali davalarında; mirasçının (davacının) tasarrufu (vasiyetnameyi), iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren, tenkis davalarında ise; saklı paylı mirasçının (davacının), bu payının zedelendiğini öğrendiği tarihten başlar.

Diğer taraftan, ölüme bağlı bir tasarruf olan vasiyetnamenin iptali veya tenkisi istemiyle açılacak davalar için kanunda belirtilen süreler, hak düşürücü süre olarak düzenlenmiş olduğundan, yargılama aşamasında hakim tarafından, temyiz aşamasında ise Yargıtay tarafından kendiliğinden dikkate alınır.

Bölge adliye mahkemesi tarafından, her ne kadar Dairece verilen 25/05/2017 tarihli karar emsal gösterilmek suretiyle; mirasçılar tarafından vasiyetnamenin iptali istemiyle açılan davalarda, bir yıllık hak düşürücü sürenin, vasiyetnamenin TMK’nın 595 ila 597 nci maddeleri uyarınca sulh hukuk mahkemesince açılıp okunmasına dair kararın kesinleştiği tarihte işlemeye başlayacağı kabul edilerek, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılamanın eksikler tamamlanarak kaldığı yerden devamı için dosyanın ait olduğu mahkemesine iadesine karar verilmiş ise de; Dairece görüş değişikliğine gidilmiş ve 14/01/2020 tarihli 2019/4002 E. 2020/80 K.sayılı ilamıyla; bir yıllık hak düşürücü sürenin, iptal davalarında; davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren, tenkis davalarında ise saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayacağı görüşü kabul edilmiştir (Dairece verilen 27/10/2020 tarihli ve 2020/3118 E. 2020/6145 K. sayılı kararda aynı yöndedir). Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacının, mirasbırakanın 08/11/2014 tarihinde ölümü ile mirasçı sıfatını kazandığı, … 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/1013 Esas sayılı dosyasında, mirasbırakanaait …34. Noterliğinin 13/07/2011 tarih ve 14977 yevmiye numaralı vasiyetname örneğinin ve tensip zaptının davacının mernis adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2 maddesi uyarınca 04/03/2015 tarihinde tebliğ edildiği, yine mahkemenin gerekçeli kararının ise 07/09/2016 tarihinde davacının aynı adresinde bizzat kendisine tebliğ edildiği, dolayısıyla davacının vasiyetnameyi, iptal sebeplerini ve saklı payının zedelendiğini öğrendiği 04/03/2015 tarihi ile işbu davayı açtığı 23/09/2016 tarihi arasında TMK’nın 559 uncu maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu anlaşılmaktadır. O halde, ilk derece mahkemesince; vasiyetnamenin öğrenme tarihi ile iptali davasının açıldığı tarih arasında bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken…”  Yargıtay 3. HD 2020/1456 E. 2021/3703 K.

  1. Vasiyetnamenin İptali İçin Süre Sınırının Olmadığı Haller

Yukarıda 4 numaralı başlıkta belirtilen süreler geçmesine rağmen vasiyetnamenin iptal edilmesi gerektiği talep edilebilir. Bu talepte bulunabilmek için bazı şartların varlığı aranır. Bu şartları; vasiyet alacaklısının, vasiyetin ifası talebiyle dava açmış olması ve vasiyetnamenin daha önce ifa edilmemiş olması şeklinde belirtebiliriz. Örneğin mirasbırakan düzenlediği vasiyetname ile A kişisine bir taşınmazını vasiyet etmiş olabilir. A kişisinin taşınmazın kendisine devredilmesi talebiyle mirasçılara veya ilgili kişilere dava açması durumunda vasiyetnamenin iptali sebepleri bu davada ileri sürülebilir. Bu talebin öne sürülmesinde bir süre sınır yoktur. Ancak vasiyetnamede yer alan taşınmaz A kişisine devredilmişse yani ifa edilmişse bu durumda iptal sebepleri ileri sürülerek taşınmazın geri alınması mümkün değildir.

  1. Vasiyetnamenin Kısmen İptali

Vasiyetnamenin iptali davasında vasiyetnamenin tümünün değil bazı maddelerinin veya hususlarının hüküm ifade etmemesi talep edilebilir. Bu halde iptali talep edilmeyen hususlar geçerliliğini koruyacaktır. Ancak bazı durumlarda kısmi iptal istenilmesinin önüne geçilmiştir. Örneğin ayırt etme gücüne sahip olmayan birinin düzenlediği vasiyetnamenin tamamının iptali istenmelidir. Bunun yanında vasiyetnamede yukarıda belirtilen şekil noksanlığı bulunması halinde de kısmi iptal istenemeyecektir.

  1. Vasiyetnamenin İptali ve Tenkis Davası

Kanunda bazı mirasçılar, saklı paylı mirasçı olarak belirlenmiştir. Yani saklı paya sahip olan mirasçıların, mirastan saklı payları oranında hak sahibi olması zorunludur. Örneğin, mirasbırakanın eşi, çocuklarının varlığı halinde mirasbırakanın tüm malları üzerinde dörtte bir oranında (1/4) saklı paylı mirasçıdır. Yani mirasbırakan ölmüş ve geriye çocuğu ve eşine 400.000 TL bırakmış ise eşi en az100.000 TL alacaktır. Mirasbırakan kanunda belirtilen bu saklı paylara uyarak vasiyetname düzenlemelidir. Ancak çoğu zaman bu pay oranlarına uyulmadan vasiyetname düzenlenir ve saklı paylı mirasçıların haklarını ihlal eder. Önemle belirtilmelidir ki saklı payın ihlali vasiyetnamenin iptali sebeplerinden biri değildir. Vasiyetnamenin iptali sebepleri yukarıda da belirtildiği üzere sınırlı sayıdadır. Saklı payın ihlal edilmesi vasiyetin tenkisi davasının konusunu oluşturmaktadır. Saklı paylı mirasçı, vasiyetname ile saklı payının ihlal edilmesi durumunda, vasiyetnamenin iptali ile birlikte vasiyetin tenkisini de talep edebilir. Bu durumda mahkeme kararı ile vasiyetnamenin iptali talebini reddedilmesi durumunda, kanun uyarınca saklı paylı mirasçılar, saklı paylarını alabileceklerdir.

” Dava; vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkisine ilişkindir… Mahkemece 24.02.2015 tarihli ara kararla; “1-TMK 557 gereğince şartları oluşmayan vasiyetnamenin iptali talebinin reddine 2- Oranlar yönünden tenkisin şartlarının oluşup oluşmadığı, oluşmuşsa oranlarının belirlenmesi yönünden dosyanın bilirkişiye tevdiine” karar verilmiştir. Ara kararlar, yargılamayı sona erdirmeyen, yargılamanın yürütülmesi için verilen kararlar olup, uyuşmazlığı sona erdiren nihai karar niteliğinde değildir. O halde mahkemece, taraflar arasında uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak; vasiyetnamenin iptali talebinin reddine ilişkin kararın ara kararla verilemeyeceği gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.”

Yargıtay 3.HD 2016/20396 E. 2018/7654 K.

  1. Vasiyetnamenin İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Vasiyetnamenin iptali davasında görevli mahkeme; Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili Mahkeme ise, miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Örneğin mirasbırakan ölmeden önce Bursa ilinde ikamet ediyorsa Vasiyetnamenin iptali davası Bursa Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır.